Aurora Nautical Kurucusu Umur Onat, tekne kullanıcılarının beklentilerinin son yıllarda belirgin biçimde değiştiğini belirterek, yeni nesil tekne sahiplerinin büyüklük ve gösterişten çok kullanım kolaylığına, bakım yüküne ve denizde geçirilen zamanın niteliğine odaklandığını söyledi.
Tekne sahibi olmak uzun yıllar boyunca belirli bir yaşam tarzının ve statünün göstergelerinden biri olarak görüldü. Daha büyük tekne, daha fazla donanım ve daha yüksek konfor çoğu zaman daha iyi bir deneyimle eş anlamlı kabul edildi. Ancak denizcilik sektöründe kullanıcı beklentilerinin değişmeye başladığına dikkat çeken Aurora Nautical Kurucusu Umur Onat, özellikle yeni tekne sahiplerinin artık farklı sorular sorduğunu ifade ediyor.
Onat’a göre kullanıcılar bugün teknenin yalnızca nasıl göründüğüyle değil, hayatlarına ne kadar kolay uyum sağladığıyla da ilgileniyor.
“Tekne sahibi olmak insanların hayatına yeni bir yük eklememeli. Tam tersine, denize daha kolay ulaşmalarını ve orada geçirdikleri zamandan daha fazla keyif almalarını sağlamalı. Bu nedenle yeni kullanıcı teknenin boyuna veya üzerindeki donanım listesine bakmadan önce kullanımının ne kadar kolay olduğunu, bakım ihtiyacını, marina koşullarını ve ailesiyle birlikte ne kadar rahat kullanabileceğini sorguluyor.”
Daha büyük her zaman daha iyi anlamına gelmiyor
Tekne seçiminde geçmişten gelen en güçlü kabullerden birinin büyüklük olduğunu belirten Onat, son dönemde bu anlayışın değiştiğini söylüyor.
Bir teknenin gerçek değerinin metre cinsinden uzunluğundan çok, sahibinin onu ne kadar rahat ve sık kullanabildiğiyle ölçülmesi gerektiğini vurgulayan Onat, “Bir tekneniz olabilir ama hazırlığı, bakımı veya kullanımı sizi sürekli yoruyorsa bir süre sonra denize çıkmak bile organizasyona dönüşüyor. Bizim gördüğümüz yeni kullanıcı profili ise daha spontane hareket etmek istiyor. Hafta sonu karar verip ailesiyle veya arkadaşlarıyla teknesine binmek, birkaç saat denizde vakit geçirmek ve bunu mümkün olduğunca zahmetsiz yapmak istiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bu değişim, tekne tasarımını da doğrudan etkiliyor. Kullanıcıların kolay manevra, ergonomik yerleşim, pratik depolama alanları ve kullanım amacına uygun güverte düzeni gibi konulara daha fazla önem verdiğini belirten Onat, iyi tasarımın yalnızca estetikle ölçülemeyeceğini düşünüyor.
“Bir tekne limanda güzel görünmek için değil, denizde kullanılmak için tasarlanıyor. Tasarımın başarısı da kullanıcı teknenin içindeyken ortaya çıkıyor. Bir malzemeye ulaşmak için sürekli başka bir şeyi kaldırmanız, insanların birbirinin üzerinden geçmesi veya basit bir işlem için gereğinden fazla uğraşmanız gerekiyorsa orada tasarım problemi vardır.”
Aile kullanımı yeni beklentiler yaratıyor
Denize olan ilginin daha geniş bir kullanıcı kitlesine yayılmasıyla birlikte aile kullanımının da tekne tercihinde daha belirleyici hale geldiğine dikkat çeken Onat, teknenin yalnızca kaptanın değil, teknedeki herkesin deneyimi düşünülerek tasarlanması gerektiğini söylüyor.
Çocukların bulunduğu bir aile ile balıkçılık yapan bir kullanıcının veya arkadaş grubuyla günübirlik seyir yapan bir tekne sahibinin ihtiyaçlarının aynı olmadığını vurgulayan Onat, tekne seçiminde kullanım senaryosunun başlangıç noktası olması gerektiğini ifade ediyor.
“İnsanlara önce nasıl bir tekne istediklerini değil, denizde nasıl zaman geçirmek istediklerini sormak gerekiyor. Çünkü doğru tekne aslında bu sorunun cevabından çıkıyor.”
Tekne sahipliğinin görünmeyen tarafı
Yeni kullanıcıların daha bilinçli hale geldiği alanlardan biri de satın alma sonrasında ortaya çıkan maliyetler ve operasyonel yükler.
Marina, bakım, temizlik, motor ve ekipman kontrolleri gibi konuların tekne sahipliğinin doğal bir parçası olduğunu hatırlatan Onat, kullanıcıların satın alma kararında artık toplam deneyimi değerlendirdiğini belirtiyor.
“Teknenin satın alma fiyatını bilmek kolay. Fakat kullanıcı açısından esas mesele teknenin hayatına girdikten sonra nasıl bir düzen oluşturacağı. Ne kadar bakım isteyecek, kullanması ne kadar pratik olacak, tek başına veya ailesiyle rahatça yönetebilecek mi? Bunlar satın alma anında küçük gibi görünen ama tekne sahipliği başladıktan sonra çok önemli hale gelen konular.”
Bu nedenle üreticilerin yalnızca tekneyi teslim eden taraf olmaktan çıkması gerektiğini düşünen Onat, müşteriyle kullanım biçimini anlayan daha uzun vadeli bir ilişki kurulmasının önem kazandığını ifade ediyor.
“Amaç daha fazla tekne değil, daha fazla deniz”
Aurora Nautical’ın ürün geliştirme yaklaşımında da kullanım deneyimini merkeze aldıklarını belirten Umur Onat, sektörün önümüzdeki dönemde daha erişilebilir, pratik ve farklı kullanıcı ihtiyaçlarına uyum sağlayabilen teknelere doğru ilerleyeceğini düşünüyor.
Onat’a göre tekne sahipliğinde yaşanan değişimi en iyi özetleyen nokta ise kullanıcının artık sahip olduğu teknenin büyüklüğünden çok, onunla ne kadar fazla denize çıkabildiğine önem vermesi.
“Sonuçta insanlar tekne satın almak için değil, denize çıkmak için tekne satın alıyor. Üretici olarak bizim de bunu unutmamamız gerekiyor. Kullanıcının teknesiyle arasına ne kadar az engel koyarsak, denizle arasındaki mesafeyi de o kadar kısaltmış oluruz. Bence yeni nesil tekne sahipliğinin özü burada.”
Aurora Nautical Kurucusu Umur Onat, önümüzdeki dönemde tekne sektöründe tasarım ve performans kadar kullanım kolaylığı, sürdürülebilir sahiplik maliyetleri ve kullanıcı deneyiminin de markalar arasındaki temel rekabet alanlarından biri haline geleceğini öngörüyor.

