İstanbul Şehir Tiyatroları Fatih Reşat Nuri Sahnesi, tiyatro severlerin ilgiyle izleyeceği 6 oyuna ev sahipliği yapacak.
Söz Veriyorum
Söz Veriyorum isimli oyun 3 Nisan’da sahnelenecek. Oyun, 2. Dünya Savaşı sırasında kuşatma altındaki bir şehirde yaşanan umutsuzluk ve yıkım sürecinde üç arkadaşın hayat mücadelesi içinde yaşadıkları aşkı konu alıyor.
Büsküvi Adam
7 Nisan’da sahne alacak Bisküvi Adam isimli oyunun konusu şöyle : “Büyük evin saati Guguk Bey’in ansızın kısılan sesi, ev sahipleri tarafından onu çöpe atılma tehlikesi ile karşı karşıya bırakmıştır. Ama mutfaktaki arkadaşları Tuz, Biber, sonradan aralarına katılacak olan Poşet Çay ve en çok da fırından yeni çıkmış Bisküvi Adam’ın yardımıyla bunun üstesinden hep birlikte geleceklerdir. Bisküvi Adam’ın Fare ile mücadelesi de Rutin hayatlarına yeni bir tempo getirir”
Karıncalar – Bir Savaş Vardı
Oyun 10 Nisan’da tiyatro severlerin karşısına çıkacak. Konusu şöyle : “Bir asker, nedenini bilmediği ve hiçbir şeyini anlayamadığı savaşta firar eder. Özgürlüğe koşup sevgilisine kavuşacağını sanarken ayağı bir mayına kilitlenir. İşgal için gittiği topraklarda kendine esir olan asker, hayatta kalabilmek için, topuğunu mayından ayırmamak zorundadır. “Burada ne kadar kalırım, bilemiyorum. Bildiğim bir şey varsa, artık ben seni bekliyorum!..”
Kahvede Şenlik Var
İki perde olarak sahne alacak komedi türündeki oyun, kadın ve erkek rollerini tartışmaya açıyor. Kadın erkek rolleri, toplumsal kurallar ve bu kurallar çerçevesinde biçimlenen insan ilişkilerinin tartışmaya açıldığı Kahvede Şenlik Var; bir kadın ile bir erkeği karşı karşıya getirir. Sabahattin Kudret Aksal’ın uyuşmanın da uyuşmazlığın da en büyük örneği olarak tanımladığı kadın ve erkek, sonunda evlenme niyetiyle denize nazır bir kahvede buluşurlar. Zaman zaman kahvenin nevi şahsına münhasır garsonunun da yönlendirmeleriyle birbirlerini tanımak ve anlaşmak için uzun bir sohbete başlarlar. Evlilikten beklentilerin, hayallerin ve düş kırıklıklarının dillendirildiği bu bol eğlenceli sohbetin sonu nereye varacaktır? Kozların kıran kırana paylaşıldığı bu mücadelenin kazananı kim olacaktır? Kadın mı? Erkek mi? Yoksa Garson mu?
NORA – Bir Bebek Evi
Trajedi-Dram kategorisinde yer alan ve iki perde olarak sahnelenen oyun, modernizmin tiyatrodaki kurucusu Henrik Ibsen doğumunun 190. yılında çağdaş insanın dramını anlatıyor. İlk gösterim 10 Nisan’dan gerçekleşecek. Maddi baskı altında rekabete sürüklenen bireylerin yıkımını ve yok olan değerleri ele alırken, insan onuru ve kişiliğinin eşsiz yanına vurgu yapıyor. Konusunu gerçek yaşamdan alan başyapıtında gerçek sevgi üzerine kurulmayan birlikteliğin ve birey olarak kadının var olamadığı bir yuvanın nereye savrulacağını gösteriyor. “Nora (Bir Bebek Evi)”, yazımının üzerinden yüz kırk yıl geçmiş olmasına rağmen bugün de tartışılmaya ve güncelliğini korumaya devam ediyor.
Can Yeleği
Trajedi-Dram kategorisinde yer alan oyun, 2 Mayıs günü sahne alacak. Hayat kendi akışında gündelik beklenti ve hayallerle devam ederken yola düşenlerin ve yeni bir hayat için yıllarca yolculuk yapanların hikayesi; Mülteci bir Anne yaşamaya mecbur kaldığı bir düzenin içinde, yeterince tanımadığı bir coğrafyada, savaşın bıçak gibi kestiği eski hayatına tutunup yeni olanla baş etmeye çabalar. Aynı kaderi paylaştığı komşusu da savaşın sürüklediği ve eşitlediği diğer kadındır. Anladığımızı sandığımız, anlamak istemediğimiz, zaman zaman öfkelendiğimiz durumlarla ilk defa yüzleşebileceğimiz bir öykü. Hepimiz aynı dünyada yaşıyorken, nasıl oluyor da ötekine dönüştürüyoruz?
“Gerçekler; Gerçekleri görmezsen çarpar insanı, alır duvara çarpar”


